GERİ DÖN

Türk’ün Olimpiyatlarla İmtihanı

18 Mart 2012-Akşam



Olimpiyatları düzenlemek için defalarca aday olduk ama yenilgiye doymadık. Peki neden?

Olimpiyat serüveni Türkiye için 1908'de başladı... 100 yıldır Milli Olimpiyat Komitesi'ne büyük bütçeler ayrıldı. Olimpiyatları düzenlemek için defalarca aday olduk ama yenilgiye doymadık. Peki neden?

Olimpiyat fikri ilk kez 1892'de Baron Pierre de Courbetin tarafından ortaya atıldı. Courbetin, küresel barışın ancak ulusların sportif rekabeti yoluyla sağlanabileceğini düşünüyordu. Antik Yunan'da düzenlenen oyunlar daha modernize edilebilirdi. Bu amaçla 23 Haziran 1894'te Uluslararası Olimpiyat Komitesi yine Coubertin'in öncülüğünde kuruldu. Bu ilk toplantıya 13 ülke katıldı. İlk olimpiyatların Antik Yunan'daki olimpiyatlara ithaf edilmesi ve Atina'da yapılması kararlaştırıldı.

Modern olimpiyatların ilki 1896'da Atina'da yapıldı. Ardından her 4 yılda bir, bir başka ülkede yaz olimpiyatları düzenlendi. Kış olimpiyatları ise ilk kez 1924'te Fransa'da tertip edildi. O da yaz olimpiyatları gibi 4 yılda bir düzenlenmeye devam etti.

 

BİZİM İÇİN 1908'DE BAŞLADI

Peki, Türkiye'nin Olimpiyat serüveni ne zaman başladı?

Her konuda 'miladımız' olimpiyatlarla da geçerli. 1908!

2.Meşrutiyetin ilanının hemen ardından Osmanlı Olimpiyad Cemiyeti kuruldu. Kurucu ve ilk başkan Selim Sırrı Tarcan'dı. Türkiye 3 yıl sonra 1911'de Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne kabul edildi. 

Peki, Olimpiyat komitemiz neden kurulmuştu? Tüzüğüne bakacak olursak komitenin görevi, 'Türk toplumu bireylerinde spor bilincini ve ruhunu oluşturmak; sporun kitlelere yayılmasını ve geliştirilmesini sağlamak, Olimpiyat ideali çerçevesi içinde spor yapma fikrini aşılamak ve bu fikrin gelişerek yaygınlaşmasını, kuvvetlenmesini ve korunmasını temin etmek'ti.

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) elbette bu genel idealler için kurulmamıştı. Zaten hali hazırda varolan Gençlik ve Spor Müdürlüğü veya Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü bu amaçları pekala yerine getirebilirdi.

Olimpiyat komitesinin asli görevi Olimpiyat düzenlemektir. Bunun için proje geliştirmek, lobi yapmak tesisler inşaa etmektir. Bu gerekçeyle TMOK'a yaklaşık 100 yıldır büyük bütçeler ayrıldı. Devletin çeşitli kaynaklarından fonlar aktarıldı. Örneğin oynanan bütün şans oyunlarından (at yarışından lotoya, totoya, milli piyangoya kadar) TMOK'a pay aktarılır.

Ayrıca bütçeden de pay alır.

Ve bu yıllardır devam eder...

2000 yılına kadar Olimpiyatları düzenlemek için aday dahi olamadık. 

2000 oyunlarını alabilmek için dev kampanya düzenledik. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller bizzat lobi faaliyetlerini yönetti. Ancak sonuç hüsrandı. Millenyum'un ilk oyunları Sidney'in oldu.

2004 için tekrar aday olduk. Yine olmadı. Bu kez Yunanistan'a verdiler. 2008'de tekrar. Yine hüsran! 2008'i Çin kazandı.

Yenilgiye doymadık.

 

2020'Yİ KAZANABİLİR MİYİZ?

2012'de tekrar aday olduk. Bu kez Londra'ya yenildik. Bu yaz Olimpiyat oyunlarını İngilizler düzenleyecekler.

Şimdi 2020'ye adayız. Kazanabilecek miyiz? Manşetlere bakacak olursak en güçlü aday biziz. Her zamanki gibi. Ama sonuç öyle olacak mı?

Bakınız... Olimpiyat oyunları organizasyonunun bir ülkeye verilmesinde elbette siyasi ve ticari sebepler göz önüne alınır. Olimpiyatların o ülke ekonomisine sağlayacağı katkı, dahası dünya ticaretine getirebileceği hareketlilik planlanır. Siyasi sonuçları düşünülür. Diplomatik hesaplar yapılır. 

 

EKSİĞİMİZ NEREDE?

Ancak tercihin içinde o ülkenin sportif altyapısı, gelişmişliği, kentsel dinamizmi de dikkate alınır. 

Yoksa 11 milyonluk Yunanistan'a 2004'de hangi saikle organizasyon verilsin.

Peki, TMOK neden bu işi beceremiyor? Neden 5 kez aday olup bir türlü organizasyonu almayı başarmıyoruz? Sahi bizim neyimiz eksik?

Üzülerek söylemem lazım. Ama TMOK bizim kara deliğimizdir... 

(Örneğin uzun yıllar TMOK'a başkanlık eden Reşat Saffet Atabinen anneden bürokrat doğmuş bir yöneticimizdir. 1924'te Lozan görüşmelerinde de katip olarak görev alan Reşit Saffet Bey nerde kaymak bir yöneticilik varsa orada yerini alır. Turing Otomobil kurumu Milli Olimpiyat Komitesi gibi onlarca önemli kuruluşta yöneticilik yapar. Turizm hakkında araştırma ve inceleme yapmak üzere tüm dünyayı gezmiştir. Elbette devlet bütçesinden. Oradan oraya... Hep Atabinen'in izini görürsünüz.)

 

YAZILMAMIŞ KİTABA PARA 

Milli Olimpiyat Komitemizin nasıl bir kara delik olduğunu çok ama çok çarpıcı bir olayla anlatmak istiyorum.

Ve siz karar verin. 

C.K. bir spor yazarımızdır. Asıl ününü atletizm yazarı olarak yaptı. Hep TMOK'a yakın bir isim oldu. 1974'te bir kitap yazdı. Adı 'Olimpiyad ve Türkler'di. Ancak buna kitap demek biraz zordu. 80 sayfalık incecik bir broşürü andıran bir metindi. Arçelik bu kitaba sponsor olmuştu. 

Aradım taradım. Bu kitabı sahaflardan buldum. 80 sayfalık bu dergi benzeri kitabın içeriğinde genel Olimpiyat bilgileri yazılıydı. Yani günümüzde wikipedia'dan edinebileceğiniz türden bilgiler. İlk olimpiyat nerde yapıldı? Kimler hangi madalyaları aldı vb. 

C.K. aradan 10 yıl geçtikten sonra bu eşsiz çalışmasını (!) yeniden gözden geçirdi ve bu kez Akbank'ın sponsorluğunda yeniden yayınlatmayı başardı.

Çünkü aradan 2 olimpiyat daha geçmişti. Ve 2 paragraf yazı daha eklemek gerekiyordu. 

İki özel kurum ne ödedi, nasıl ödedi bizi ilgilendirmez. Onların tasarrufudur. Ama C.K. aradan 16 yıl geçtikten sonra bu kez aynı kitabı yeni bir proje gibi TMOK'a sundu. Zaten kitapçık elindeydi. Yeni olimpiyatlarla ilgili birkaç satır ilave etti mi yepyeni bir kitap olabilirdi.

Ancak bu projeyi biraz ihmal etti! Yeni edisyonu hazırlamaya pek vakit bulamadı. Ancak TMOK bu dahiyane projeye bayılmış olacak ki C.K. ya telif hakkını peşin ödeyiverdi. 

Evet, TMOK projeyi onaylamış ve henüz kitap ortada yokken parayı ödemişti.

TMOK'un 2003 yılı hesapları Meclis KİT komisyonunda ele alındı. Ve şu konuşmalar TMOK başkanı ile dönemin KİT Komisyonu Başkanı Milletvekili Ünal Kacır arasında geçti.

Ünal Kacır: Sayın başkan hesaplarda gider olarak gösterdiğiniz şu kitap nerede? Görebilir miyiz?

TMOK Başkanı T.B.: Efendim arkadaşımız henüz tamamlamadı. Biter bitmez size sunacağım.

Ünal Kacır: İyi de efendim. Yazılmamış kitaba mı para ödüyorsunuz?

TMOK Başkanı T.B.: Hayır efendim. Biz anlaşmayı yaptık. Sözleşmeyi imzaladık. Çok değerli bir çalışma.

Ünal Kacır : Tamam değerli çalışma olabilir. Bir şey demiyoruz da kitabı görmemiz lazım. Daha yazılmamış kitap için para ödenir mi?

TMOK Başkanı T.B: Efendim siz bu arkadaşımızı bir tanısanız. (C.K.'yı kastediyor) İnanın çok seversiniz. Çok dürüst bir arkadaşımızdır. Herkesçe çok sevilir. 

Ünal Kacır: Sayın başkan ne demek çok seversiniz. Bizim sevip sevmememiz değil önemli olan. Hesapların ibrası.

Şaka gibi değil mi? Ama inanın gerçek! (Bu komisyon tutanaklarını Meclis arşivinde günlerce arayıp çıkarttım. Gözlerime inanamadım)

TBMM KİT komisyonunda TMOK başkanı tarafından canhıraş bir şekilde savunulan C.K. aynı sıralarda ne yapıyordu dersiniz? Bir dergiye kendi hayatından yola çıkarak başarının tarifini veriyordu:

'Başarılı insanın mutlaka bir genel müdür, milyarder olması, evine yüzlerce uşaklar tutması veya Rolls Royce araba kullanması gerekmez. Başarılı insan bence mesut insandır. Kendi kendisiyle problemi olmayan insandır. İnsanlara baktığı zaman yüzü gülebilen, yaşamdan zevk duyan insandır. Başarı bence insanın etrafa güler yüzle bakabilmesi, istediğini yiyebilmesi, isteği şeyleri söyleyebilmesi, istediğiyle konuşabilmesi, istediği zaman kişilerle buluşup, istediği zaman yalnız kalabilme hürriyetine kavuşmasıdır. Ve 'Ahh ne güzel bugün de yaşıyorum ve bu fırsatı değerlendiriyorum' diyebilen insandır. Bundan daha büyük başarı olabilir mi?'

 

TMOK KARA DELİK GİBİ

İronik olacak ama adı yine aynıydı 'Olimpiyatlar ve Türkler'... Elbette tahmin ettiğiniz gibi 1974'ten beri gezinip duran bu basit derleme bu kez TMOK'a 'çakılmıştı'.

Alelacele kitap matbaaya sokuldu. Birkaç nüsha da Meclis KİT komisyonuna yollandı. (Bu arada C.K. 2008'de yaşamını yitirdi.)

Bu olay yıllardır Olimpiyat oyunları için fonlanan TMOK'un nasıl bir kara delik olduğunu anlatan küçücük bir örnektir.

TMOK'un tarihi bu tip örneklerle doludur. Elbette tesisler yapmış, küçük organizasyonlar düzenlemiş, Olimpiyat Köyü inşa edilmiştir. Ama asıl kuruluş amacı olan Olimpiyat oyunlarını Türkiye'ye getirmeyi başaramamıştır. Üstelik ciddi bir aday olarak dahi görülmemiştir. Olimpiyat ruhunu ülkeye yayamamıştır. Futbol hegemonyasına karşı durup amatör sporların gelişmesine öncülük edememiştir.

Ancak fonlar akmaya devam etti. Paralar oraya buraya saçıldı.

Olimpiyatın o mükemmel dostluk ve barış halkası bizde sadece bir kara delik olarak kaldı.

 

699 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin