GERİ DÖN

Sosyal Medyada İnsanlık Çırılçıplak

7 Temmuz 2012-Akşam



Bundan 10 yıl önce biri bize, Mark Zuckerberg isimli genç bir çocuk piyasaya çıkacak ve önünüzdeki 10 yıl boyunca aşk, iş ve hobi hayatınızı belirleyecek dese herhalde inanmaz gülerdik. Ama şimdi bir internet sitesi tüm dünyanın ilişkilerini kontrol ediyor. Sosyal medyanın gizemli dünyasına bir başka açıdan bakalım mı?

 

Gürkan HACIR

Facebook ilk kez internet kullanıcılarıyla tanıştığında en büyük korku, mahremiyetine özen gösteren kadınların bu siteye ilgi gösterip göstermeyeceğiydi. Kişisel bilgilerini herkesin bilgisine açıp açmayacaklarıydı. Ancak tam tersi oldu. Dünyadaki facebook kullanıcılarının % 57'si kadınlar! 

Dünyanın en büyük fotoğraf arşivi Zuckerberg'in elinde. Günde tam 250 milyon adet fotoğrafın yüklendiği bir arşivi düşünebiliyor musunuz? Bu eşssiz arşivde bir yılda tam 100 milyar fotoğraf birikiyor. 

Osmanlı'dan bize miras kalan flört daveti mendil düşürmekti. Hanımefendiler kur yapmak istedikleri erkeğin önünden geçerken mendil bırakırlardı. Şimdi mendilin yerini 'like/beğeni' aldı. Kendinizi göstermek karşı tarafa ilgi duyduğunuzu göstermek istiyorsanız 'like' yapıyorsunuz. Yani beğeniyorsunuz...

Facebook'un ilk makul 'gerekçesi' ilkokul arkadaşlarını bulmaktı.Sonra sıra ortaokul, lise, üniversite, eski iş arkadaşı derken eski ve yarım kalmış aşklara geldi.

Hemen herkes eski aşkına bir göz attı. Sonra 'like'. 

Ardından hiç tanımadıkları geldi.

YASAK AŞKIN MEKANI

Aldatma vakalarının yüzde kaçı facebook'la oluyor, elimizde bir istatistik yok ama artık facebook'a bulaşmamış yasak aşk yok gibi.

Aile mahkemelerine tartışmalı olarak yansıyan boşanma davalarının 4/5'inde mahkeme heyeti, facebook mesajlarına başvuruyor. (Bu arada hatırlatayım. Facebook mesajları delil kabul ediliyor. İstediğiniz kadar mesajı silin! Mahkemeden talep durumunda 'Facebook Türkiye Temsilciliği' silinen ve silinmeyen tüm mesajları mahkemeye yolluyor.) Twiter'da ise henüz Türkiye temsilciliği açılmadığı için, mahkeme kayıtları ve direct mesajları isteyemiyor.

İki ilginç örnek vermeme müsaade ediniz lütfen!

Geçtiğimiz günlerde Ankaralı esnaf B.G., karısının kendisini 83 ayrı erkekle aldattığını öne sürerek mahkemeye başvurdu. Heyet şaşkındı. İlk duruşmada kızgın koca B.G., karısının Facebook'taki erkek arkadaş listesini mahkeme heyetine sundu. B.G.'ye göre karısının arkadaş olduğu herkes onun sevgilisiydi. Mahkeme heyeti kahkahalarla güldü. Ama kocanın talebini de işleme koymak zorundaydı. Mesajlar istendi. Sonuç: 83 değil ama 13 erkekle ölçü dışı mesajlaşma tespit edildi. Boşanmaya karar verildi!

MESAJA KURBAN GİTTİ

E bu kadar aşkın cirit attığı yerde, şiddet olmaz mı? Mahkemelere yansıyan facebook cinayetlerinin sayısı bine yaklaştı. 

Alanyalı kuaför Hasan D., tavla oynarken bir yandan da karısı Hüsne D.'nin facebook'taki yazışmasına bakıyordu. Karısı yanlarındaki çırak Mücahit'le yazışıyordu. Mücahit, facebook'un başında yalnız olduğunu tahmin ettiği patronunun karısına birlikte olmayı teklif edince olanlar oldu. Mücahit ortalıktan kayboldu. Karı-koca da dükkanı kapatıp kaçtılar. Sonuç bir reality show programında ortaya çıktı. Mücahit facebook mesajına kurban gitmişti.

Facebook'un hükümranlığı sadece aşkta sürmüyor. İş dünyasında kariyer geçmişiniz istenirken, bir yandan  facebook sicilinize de bakılıyor. Nelerden hoşlanırsınız, hobileriniz, etkinlikleriniz, ilgilendiğiniz spor dalları ama en önemlisi arkadaş sayınız sizin hakkınızda önemli ipuçları sayılıyor. (Örneğin; 3500 arkadaşı olan bir kadın veya sadece 12 arkadaşı olan bir erkek sorunlu kabul ediliyor)

BU ESSiZ BiLGi BANKASI KiMLERiN ELiNDE?

Şimdi gelelim istatistiklere...

Sayı her dakika değişmekle birlikte dünyada şu an tam 1 milyar facebook kullanıcısı var. Türkiye, tam 31 milyon (filtre edilmiş sayıdır. Fake hesaplar dahil değil) facebook kullanıcıyla dünyada 6.sırada!

Sıkı durun! Avrupa'da ise birinci sıradayız. Bu şu demektir; Türkiye etkin nüfusun tamamının (bebekler, yaşlılar, kırsal kesimin bir bölümü dışında Türkiye'nin etkin nüfusu 40 milyondur) bilgileri Facebook'un arşivinde. 

Peki eşsiz bilgi bankası kimlerin elinde... Veya soruyu tersten soralım, hangi istihbarat örgütü facebook varken istediği bilgiye ulaşamaz?  

Şimdi gelelim komplo teorilerine....

Mark Elliot Zuckerberg, her büyük mucid gibi Yahudi asıllıdır! (Ve elbette Harvard'lıdır!) 28 yaşındaki Zuckerberg her ne kadar yahudilikle artık bir ilgisinin kalmadığını, ateist olduğunu açıklasa da şu soru ortalık yerde duruyor... Neden facebook'un önü açıldı, büyümesine izin verildi? (Hadi bir tv mülakatında, ceketinin içindeki davud yıldızı simgesini ve illuminati sembollerini görmezden gelelim)  

Facebook'tan önce kurulan Hİ-5 ve Yonja arkadaşlık siteleri başta olmak üzere onlarca site vardı ve internet kullanıcıları arasında yaygın olarak kullanılıyorlardı. Ama hiçbir zaman facebook gibi bir çılgınlığa dönüşemediler. Arkadaşlık networkünün tek elde toplanması gerekiyordu. Bunun için neden facebook seçildi? Diğer siteler daha önce kurulmasına rağmen neden büyüyemediler? 

Peki başka bir zehirli soru? Facebook'un renkleri neden mavi beyaz? (Bu renkler tesadüfen mi seçildi?)

Soruları uzatabiliriz. 

2000'lerin başında kurulan bir siteyle nasıl 25 milyar dolarlık bir servete ulaştı? Çok yaygın bir reklam bandı kullanmadığı halde nasıl bu kadar para edebiliyor? Yıllık 1 milyar dolarlık gelir, reklamla karşılanmıyorsa nasıl elde ediliyor? Yoksa bu sayılar şişirmece mi?

İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN ROLÜ

SOSYAL medyanın insanlığın üzerine kurduğu mutlak hakimiyeti modernizmin başarısı olarak sakın yorumlamayın. 

1984'ü yazan George Orwell'in kurduğu hayal, 1984 doğumlu bir çocuğun gerçekleştirdiği bir devrime dönüştü. Ama bu devrim için dünyanın 'yöneten' istihbarat örgütleri on yıllardır çalıştı. Ve bu sayede eşsiz bir güce, muhalefetsiz bir dünyaya sonunda sahip oldular. 

O yüzden bugün esen 'sosyal medya' fırtınasını tek başına düşünmeyin. İçine Arap baharını, Wikileaks depremini ve Zeitgeist fırtınasını da ekleyin.

İnsanlığın kendini keşfederken yaşadığı bir kendinden geçme hali olarak düşünün.

Çünkü hepimizin gönüllü kullandığı sosyal medya, aslında insanlığın soyunma odasıdır. Çırılçıplak ve savunmasız kaldığı bir kabindir.

ORWELL BİLE BU KADARINI HAYAL EDEMEDİ
Şöyle bir düşünün!

Sabah evden çıktınız. Oturduğunuz ev eğer bir sitedeyse zaten site içindeki güvenlik kamerasına kaydedildiniz. Yok değilse, sokağa adım attığınız andan itibaren MOBESE kameraları devrede. Yürüdüğünüz veya araçla gittiğiniz her güzergahta MOBESE'yle kayıt altındasınız. 

Bankada veya herhangi bir kurumda işiniz var, orada da kameralar devrede. Veya kendi işyerinizin güvenliğini sağlamak için konulan kameralar sizi de kaydediyor elbette. Pastane, otel, hastane, belediye... Aklınıza neresi gelirse, tamamında görüntünüz var. Harcamalarınız dolayısıyla o gün nerede olduğunuz, hangi lokantada yemek yediğiniz biliniyor. Hatta yaptığınız alışveriş listesi bile istenirse arşivlenebilir. Telefonların dinlenmesi ise artık hepimizde bir paranoyaya dönüştü. 

Ama durun sakin olun!

Zaten -herhangi şüphe yaratan bir durumda- adli makamların izniyle geçmişe dönük 2 yıllık konuşma kayıtlarınız geri çağırılabiliyor. Yani cep telefonlarımızın da tamamının istenirse dinleneceğini aklınıza yerleştirin. Ben dinleniyor muyum, acaba evhamından kurtulun...

Bütün bu 'şeffaflık' yetmedi derseniz, sizin de biraz yardımcı olmanız gerekiyor. Facebook'a girip hakkınızdaki tüm güncel bilgileri, beğenilerinizi hobilerinizi ve fotoğraflarınızı yüklüyorsunuz. (Sakın profilimi herkesin görmesini engelliyorum demeyin, sizin hakkınızda bilgi toplamak isteyen bırakın bir istihbarat örgütünü sıradan bir bilgisayar uzmanı bile her türlü engeli kaldırabilir) Kiminle ne zaman yemeğe gittiniz , hangi filmi izlediniz hepsini bir güzel kayıt altına alın...

Facebook beni kesmedi bir de o an aklıma gelen fikirleri paylaşmak, zihin dünyamı da açmak istiyorum derseniz Twitter'a başvuruyorsunuz. Orada da aklınızdan geçen herşeyi paylaşıma açmış oluyorsunuz.

Artık uyku zamanı. Yatak odanıza çekildiniz. Orası kamuya kapalı olduğunuz tek alan. Meraklanmayın. Oraya da gizli kameralar yerleştiriliyor. Günün birinde en mahrem görüntüleriniz servis edilebilir.

1984 romanını yazan George Orwell  bu kadarını hayal edememişti. İnsanoğlunun kendi rızasıya bu kadar soyunacağını ve çırılçıplak kalacağını hesap edememişti. Ama bakın daha ileri gidenler de oldu. ABD de güvenlik sebebiyle vucüduna chip taktıranların sayısı hızla artıyor. 

708 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin