GERİ DÖN

Bir Meçhul Öğrenci

16 Aralık 2012 Akşam



14 Aralık 1969 sabahı Battal Mehetoğlu Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öldürüldü... Üniversitedeki sol gençlik böylece eline silah almadan 7'nci kurbanını da vermişti

Öğrenci gençliğin tarihi, yakın tarihimizin turnusol kağıdıdır. Toplumsal olarak yaşayacağımız her çalkantı önce öğrenci gençliğin tecrübesinden geçer... Felaketi önce onlar yaşar, acıyı önce onlar çeker.

BAKINIZ bugün size meçhul bir öğrencinin hikayesini anlatacağım. Aslında meçhul değil. 68 kuşağının sembol olmuş bir isminin hikayesini... Battal Mehetoğlu'nun... İlk faili meçhullerimizden bir öğrencimizin hikayesini...

***

BATTAL Mehetoğlu, Malatya'da, 1947'de 4 çocuklu bir ailenin en büyük oğlu olarak dünyaya geldi.

BABASI at arabası ile taşımacılık yapıyordu. Parlak bir öğrenciydi. Lise'yi İzmir'de Tire Teknik Lisesi'nde okudu. Ardından Elazığ Devlet Mimarlık Mühendislik Fakültesi'ni kazandı. Bir yıl Elazığ'da okuduktan sonra İstanbul'a geldi. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'ne girdi. Battal, burada da göze batan başarılı bir öğrenci olarak sivrildi. Çalışkan, zeki ve derslerini yakından takip eden bir öğrenciydi...

İSTANBUL'A gelmeden önce de Malatya Kuluncak Nahiyesi'nde bir yıl vekil öğretmenlik yapmıştı.

(BİRAZ malumatfuruşluk olacak ama belirtmeden geçmeyeyim. Siyasi hayatımızdaki önemli kişilerin okul yaşantılarını neden merak etmeyiz? Mesela Abdullah Öcalan'ın Ankara Tapu Kadastro Lisesi'ni ikincilikle bitirdiğini biliyor musunuz? Ve bu yüzden kur'a çekmeden istediği yerde memuriyete başladığını? Evet, Öcalan Ankara Kadastro Lisesi'nde Celal Beşiktepe'nin ardından okul ikincisiydi ve istediği yerde memuriyete başlama hakkına sahipti. İşte bu basit bilgiyi duayen gazetecimiz Uğur Mumcu bile atlamıştı. Apo'nun derin devlet bağı sayesinde önce Diyarbakır'a ardından da Bakırköy'e tayin edildiğini yazmıştı. Öcalan memuriyet günlerinden sonra girdiği Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler'e de ilk onda girmeyi başarmıştı. Bu yüzden devlet bursuyla okuyordu. Neyse...)

FKF ÇATISI ALTINDA
BATTAL Mehetoğlu, Alevi bir ailenin çocuğuydu. İlerici fikirlerle ailesi sayesinde tanışmıştı. Ama Yıldız Teknik'te ilericiliği devrimciliğe dönüştü. Artık bir FKF'liydi. Fikir Kulüpleri Federasyonu her üniversitede olduğu gibi Yıldız Teknik'te de bir akıma dönüşmüştü. İlerici solcu bütün öğrenciler FKF çatısı altında toplanıyorlardı. Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin sık sık Yıldız Teknik'teki kampusu ziyaret ediyorlardı.

YAKIN tarihimize hızlandırılmış film makinesinde bakabilsek, bazı yılların provokasyon yılları olduğunu hemencecik görürüz. 1969 yılı da bunlardan biridir. Dünyada esen 68 rüzgarlarından etkilenmiş heyecanlı sol gençliği silaha çekebilmek için yapılması gereken ne varsa 1969'da itinayla yapılmıştı.

'TEZGåH' YILLARI
VEDAT Demircioğlu'nun 1968'de okulun camından aşağı atılarak öldürülmesinin ardından 1969 kelimenin tam anlamıyla bir 'tezgah' yılıdır.

BİRKAÇINI sayayım...

- 16 Şubat 1969 Emperyalizmin sembolü 6. Filo'nun İstanbul'a gelişini protesto eden gençlere saldırıldı. Ali Turgut Aykaç ve Duran Erdoğan öldürüldü.

- 16 Eylül 1969 Öğrenci gençliğin sembol isimlerinden Taylan Özgür öldürüldü.

- 8 AralIk 1969 Yıldız Teknik'in öğrencilerinden Mehmet Sevinç Büyük öldürüldü.

KAPIDA İKİ NÖBETÇİ
ISRARLA ve inatla gençlik silahlı kavganın içine çekilmeye çalışılıyordu.

İŞTE bu ortamda gelelim 14 Aralık 1969 sabahına. İstanbul'da bütün üniversitelerde boykot vardı. Yıldız Teknik'te ise yakın arkadaşları Sevinç Büyük'ün öldürülmesini protesto için işgal yapılıyordu. Okulun kapısında iki nöbetçi olası saldırılara karşı sözüm ona nöbet tutuyorlardı.

SABAHA karşı nöbet sırası Battal Mehetoğlu ve Targan Ülbeyi'ndeydi. Aynı sıralarda sabahın ışıkları doğmadan camide sabah namazı için toplanan gruba bir vaaz veriliyordu. Okulun hemen yanındaki Yıldız Camii'nde verilen vaazın içeriğini anlamak için tek cümle yeterliydi:

'Komünİst öğrenciler Kur'an'ı yırttılar.'

150 kişilik grup, polis okulunun önünden rahatlıkla geçerek Yıldız Teknik'in kapısına geldi. Kalabalığın geldiğini gören diğer nöbetçi Targan Ülbeyi hemen oradan uzaklaştı. (Bugün Targan Ülbeyi üzerinde halen sis bulutları dolaşıyor. Yakın arkadaşları o yıllarda evli olan ve MİT'çi bacanağı ile sürekli birlikte gezen Ülbeyi'nin bu provokasyonun içinde olabileceğini düşünüyorlar. 21 Mayısçı Ülbeyi halen yurt dışında yaşıyor.)

BATTAL kaçmadı... Kalabalığa karşı meydan okudu: 'Buraya giremezsiniz! Mehmet'imizi öldürdünüz, beni de öldürün.'

KALABALIKTAN ateş açıldı. Battal önce sol koluna sonra göğsüne ve en sonunda da sol gözüne aldığı kurşunla orada can verdi.

BASKINA gelen kalabalığı durdurmayı başarmıştı. Ama canına mal olmuştu.

Ünİversİtedekİ sol gençlik eline silah almadan 7'nci kurbanını da vermişti.

ÇARŞAFLI TEPKİ
ANNESİ İnsaf Mehetoğlu Malatya'daki köyünde öğrendi acı haberi. İstanbul'a geldi. Cenaze töreni belki de İstanbul'un gördüğü en kalabalık cenaze töreni oldu. On binler Battal'ı uğurlamaya gelmişti.

İNSAF Hanım genç kızlığından beri giydiği siyah çarşafı öldürüldüğü gün attı. Bir eşarp takarak İstanbul'a öyle gitti. (Mehetoğlu Ailesi, Alevi inanışa sahip olmasına karşın İnsaf Hanım birçok Anadolulu kadınımız gibi çarşaf giyiniyordu.  Oğlunun öldürülmesini protesto ederek, çarşafı çıkardı ve bir daha da hiç takmadı. Eşarp kullandı.)

İNSAF Ana, cenaze başında bir konuşma yaptı: 'Hepiniz benim çocuğumsunuz. Ama şunu bilin ki benim oğlumun katili kazan kafalı Başbakandır. Er veya geç bunun hesabını verecektir.' 

İNSAF Ana anadili Kürtçe olmasına karşın konuşmasını Türkçe yapıyordu. Tercüman Gazetesi muhabiri 'gereken' müdahaleyi yaptı:

'İnsaf Ana! Bunları sen bilerek mi söylüyorsun yoksa birileri mi söyletti. Ve neden Kürtçe konuşmuyorsun?'

'BENİM içim yanıyor çocuklar. Kürtçe söylesem kim ne anlayacak. O kazan kafalı duysun diye Türkçe söylüyorum. Çocuğumun katili odur' dedi.

DENİZ TUTUKLANDI
SONRA ne oldu?

OLAYIN faili olarak 14 kişi gözaltına alındı. 3 gün içerisinde 7'si serbest bırakıldı. Kalan 7 kişi ise peyderpey salındı. Bir tek Şahin Doğan Pala tutuklandı. Şahin Doğan Pala'da Mart 1974'te delil yetersizliğinden (küçük de bir kefalet ödenerek) serbest bırakıldı.

VE Battal Mehetoğlu da faili meçhul cinayetler dosyasının ilk bölümündeki yerini aldı.

MEHETOĞLU'NUN failini bulmakta elini ağır tutan devlet başka ne yaptı dersiniz?

OLAY günü okulda yaptığı aramada bir dürbünlü tüfek buldu ve bunun zanlısı olarak Deniz Gezmiş'i tutukladı. Gezmiş tam 8 ay cezaevinde yattı.

YANİ 1971 gelirken devlet (siz buna derin devlet deyin) gereken her şeyi yapmıştı. Fikir Kulüpleri'nde örgütlenen ilerici gençliği itinayla sokağa itmiş ve eline silahı vermişti. Sonrasını biliyoruz. Battal gibi binlerce genç beyni kaybettik, genç yaşta toprağa vermek zorunda kaldık.

BAĞIMSIZ ve büyük Türkiye hayalimiz ise çoook gerilerde kaldı.

Battal Mehetoğlu için yazılan iki şiir

Dev Genç Marşı
Vedat, Taylan, Mehmet, Battal

Devrim için öldüler

Devrimciler ölür ama

Devrimler durmaz sürer

Mehetoğlu için asıl unutulmaz şiir Ece Ayhan tarafından yazıldı.

Meçhul Öğrenci Anıtı
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında 

Bir teneffüs daha yaşasaydı 

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür 

Devlet dersinde öldürülmüştür 

Devletİn ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu: 

-Maveraünnehir nereye dökülür? 

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı: 

-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir. 

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor 

Bİr yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır: 

Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım 

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik 

Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır: 

Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler 

ArkadaŞlarI zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri: 

Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında 

Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır 

Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.   

Ece Ayhan

766 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin