GERİ DÖN

Nasıl Bölüneceğiz?

27 Ocak 2012-Akşam



Siz de egzersiz yapmaya başlasanız iyi olur: Çekoslovakya gibi güle oynaya mı yoksa Yugoslavya gibi kanlı bıçaklı mı?

Biliyorum başlık hepimizi tedirgin ediyor. İşlerin artık bu noktaya vardığına inanmak istemiyoruz. Ama konu CHP'li Birgül Ayman Güler'in başka bir şey kastederek ağzından çıkan sözlerle sınırlı değil. Aklı başında olanlar, siyaset bilimciler, aydınlar çoktan karnından konuşmaya başlamışlardı. Hatta nasıl bölünmemiz gerektiğini yazanlar bile oldu.

ARTIK 'ülkemiz bölünmez bir bütündür' şiarını bir kenarda tutup bazı gerçekleri yazmamın zamanı geldi.

SAHİ Birgül Hoca, 'Türk Ulusu' derken üniter yapıyı mı kastetti yoksa bilinç altındaki 'biz eşit olamayız' düşüncesini mi dile getirdi.

BAKIN yakın tarihte bir başka meclis konuşmasıyla neler yaşandı ve sonrasında neler oldu...

Tarih, 14 Ekim 1991...

YER, Bosna meclisi...

RADOVAN Karadzic kürsüye geldi. Şimdilerde 'savaş suçları' mahkemesinde yargılanan Sırp lider Karadzic'in ilk ismi olan 'Radovan' Sırpça 'neşeli' anlamı taşıyordu ama yapacağı konuşma hiç de neşeli olmayacaktı. 'Eğer Bosna kendi özerkliğini ilan etme gafletine düşerse bu Müslümanların sonu olur' diye konuşmasına başladı. Karadzic ve tüm Sırp siyaset adamlarına göre Boşnak diye biri yoktu. Müslüman olmuş Sırplar vardı. Israrla 'Siz bir etnik yapı değilsiniz, Osmanlı etkisiyle Müslümanlaşmış Sırplarsınız' diyorlardı. Boşnaklarsa bunu kabul etmiyorlardı. (Kürtler için söylenen 'dağ Türkleri' tartışmasını hatırlayın.)

KARADZIC kürsüde bu tezi tekrarladı. Ve olası bir özerklik ilanında ortalığın kan gölüne dönüşeceğini söyledi: 'Bosna'yı cehenneme çevireceğinizi ve belki de Müslümanları tamamen yok edeceğinizin farkında değil misiniz? Müslümanlar burada savaş patladığında kendilerini savunamayacaklar'

KARADZIC etnik kimliği yok sayıyor bir yandan da Müslüman Sırpları (Boşnakları) alenen tehdit ediyordu.

ÖCALAN'LA MÜZAKERE

KÜRSÜYE Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç geldi. Tarihi konuşmasını yaptı: 'Karadzic'in istediği Yugoslavya, içinde Sırplar'dan başka kimsenin olmadığı bir Yugoslavya'dır. Bizi yok etmekle tehdit ediyorlar ama bilsinler ki; Müslümanlar yok olmayacaktır.'

YAKLAŞIK 2 ay sonra yaşananları hepimiz hatırlıyoruz: Kanlı bir iç savaş. Ve insanlık dışı katliam. Karadzic de şimdi savaş suçları mahkemesinde yargılanıyor.

BİZDE de ayrılık bir meclis konuşmasıyla başlayacak demek istemiyorum. Ama Birgül Hoca'nın sözlerinin altındaki gerçeği artık yüksek sesle sorgulamamız lazım.

ZİRA... Öcalan ile yapılan müzakerede ne konuşuluyor dersiniz? Sadece Apo'nun ev hapsi mi tartışılıyor? Elbette hayır! Anayasa'ya 'Türkiye Cumhuriyet'i Türk ve Kürt iki eşit millet tarafından kurulmuştur' ibaresinin konulması müzakere edilmiyor mu dersiniz?

SINIR ÇİZME VE ETNİK TEMİZLİK
EVET konuşuluyor... Peki o zaman nasıl sorunlar peydah olacak. Yani hadi bir ve beraber yaşayalım dedik. Ve Kürtler'e özerklik tanıdık... Neler olacak? Bakın Ege Cansen birkaç ay önce 'Çözdüğünden büyük sorunlar yaratan çözümler' başlıklı yazısında bu sorunu nasıl dile getirdi. Aslında yazının başlığı her şeyi özetliyor gibi:

'...BİRİNCİ sorun özerk bölgenin sınırlarının çizilmesidir. İkincisi sınır çizildikten sonra oluşacak ortamda 'etnik temizlik' mikrobunun üremesidir. Bugüne kadar çözülmüş gibi duran kültürel meseleler, 'sınır çizme' ve 'etnik temizlik' meseleleri yanında çok masum kalır.

ÖZERK yönetim denince hemen akla kamu finansmanı gelmelidir. Vergi toplama hakları nasıl ayrıştırılacaktır. Özerk bölge ile geri kalan Türkiye arasında gümrük kapıları olacak mıdır? Yer altı ve yer üstü varlıkların gelirleri (Baraj ve Petrol vb.) nasıl bölüşülecektir? Pek tabi bu ve benzeri her tür parasal sorunun bir çözümü bulunabilir ama yeni anayasa çalışmaları sırasında bunları da düzenlemek şarttır. Son söz: Para en büyük şeytandır.'

ESNEK VE KANSIZ BİR ÇÖZÜM

BİLİYORUM gerildiniz... Konuşmak bile insanın tüylerini diken diken ediyor. Ama daha durun Mümtaz Hoca (Soysal) daha esnek ve kansız bir çözüm öneriyor. Üstelik adını da netlikle ifade ediyor. Nüfus değişimi yani 'mübadele' yapalım diyor.

YAZININ adı: Kesin Çözüm!

'...KUZEY Irak'ta Kürt devletinin kurulmasına, daha doğrusu kurulmuş olanın kesinleşmesine engel olamayacağımıza göre, hiç değilse o konuda hoşgörülü davranma ve ekonomik destek sağlama karşılığı sınırın akla yakın duruma getirilmesi ve Türkmen nüfusun statüsü yönünde bir takım isteklerimiz olmalıdır.

GÜNEYDOĞU'DA ise, bölgesel özerklik, resmi dil dışında öğretim gibi ulus-devlet ilkesiyle çatışan isteklere karşı kesin kırmızı çizgiler çizmek ve düzen değiştirici planlı ekonomik-sosyal kalkınmayı öne çıkarıp bu koşullara uymak istemeyenlerin Irak'taki Türkmen nüfusla değiştirilmesini önermek gerekecektir.

BU tür çözümlerin ilk bakışta ne denli hoyratça, hatta trajik olduğunu en iyi bilen, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin Balkanlar ve Kafkaslar'daki etnik temizliklerden kopup Anadolu'ya sığınmış olan aileleridir. Eğer bu Cumhuriyet de ayakta kalmak için nüfus mübadelesi gibi kökten ve acıklı çözümlere başvurmak zorunda kalırsa, bilinmelidir ki böyle bir trajedinin günahı etnik kimlik mikrobunu çileli Anadolu halkının içine tekrar sokan ve bölücülük tehdidiyle başka etnik haklar koparıp yeni bölünmelerin kapısını açmaya çalışanların olacaktır. İçtekiler ve dıştakiler bunu böylece bilmelidirler.'

EGZERSİZE BAŞLAYIN

EVET... Birgül Ayman Güler'in bilinç altından taşan (kastı öyle olmasa da) bu sözler aslında alttan alta konuşuluyor. Siz de egzersiz yapmaya başlasanız iyi olur. Sahi bölünürsek nasıl bölüneceğiz? Çekoslovakya gibi güle oynaya mı yoksa Yugoslavya gibi kanlı bıçaklı mı?

Birand'ın cenazesi ve sorular...

Usta gazeteci Mehmet Ali Birand'ı büyük bir cenaze töreniyle uğurladık. Mekanı cennet olsun. Ama bu törenden benim aklımda sorular kaldı. Anlatmalıyım...

CENAZEDEN 2 gün sonra gercekgundem.com internet sitesi önemli bir habere imza attı. Cenaze töreninde aranan iki kişi Ali ve Ömer Karacan kardeşlerin (M.Ali Birand'ın kayınbiraderleri olurlar) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le beraber fotoğraflarını yayınladı. Yani aranan kişiler Cumhurbaşkanı'yla aynı karedeydi. Aynı gün Karacan kardeşlerin avukatından açıklama ve belge geldi: Haklarındaki yakalama kararı 17 Ocak 2013 günü kaldırılmıştır. 

HOPPALA...

YANİ Birand'ın öldüğü gün, üstelik savcılığa ifade bile vermeden kaldırılmıştı yakalamalar. Konunun biraz daha üstüne gidelim mi? Mehmet Ali Birand gerçekte saat kaçta öldü? Hastane kaynaklarından edindiğim bilgiye göre, usta gazeteci 17 Ocak 01.00'de hayatını kaybetmişti. Yani girdiği ameliyattan hiç çıkmamıştı. Ancak ölümü açıklanmadı. Yaşam ünitesine bağlandığı söylendi. Ve aynı günün akşamında saat 17.30'da ölümü açıklandı. Peki neden Birand'ın ölümü akşam saatlerine kadar saklandı? Ve bu süre içerisinde nasıl oldu da Karacan kardeşler hakkında yakalama kararı kalktı. 

EEEE bu kadar netameli halden sonra şimdi şeytanın avukatlığını yapmak zorundayım. Sakın yurt dışına apar topar kaçan Karacan kardeşlerin Türkiye'deki paraları ve değerli mülkleri giderken emanet ettikleri kişi enişteleri Mehmet Ali Birand olmasın? Ve Birand'ın öldüğü ama ölümünün açıklanmadığı saatlerde devir teslim yapılıyor olmasın? Üstüne üstlük birkaç saat içinde hukuk dışı bir şekilde  'Yakalanma kararlarını kaldırın' talimatını veren hükümet yetkilisinin de bu devir teslim- de payı olmasın... Aklınız karıştı değil mi? Olsun. Ben sadece masum birkaç soru sordum o kadar...

683 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin