GERİ DÖN

Beyaz Türklerin İntiharı!

26 Mayıs 2013- Akşam



Kozakçıoğlu’nun kalbine ateş etmesi pek rastlanan bir intihar biçimi değil. Beyaz Türklerin intiharlarındaki sır kolay da aydınlanmaz! Bir soru ise tarih safralarını kemirir: Yaşamak mı ölmek mi daha çok cesaret ister?

Hayri Kozakçıoğlu’nun intiharı herkesi şaşırttı... Neden canına kıymak istedi, onu bunalıma sürükleyen şey neydi, hakkında açılacak bir soruşturmadan mı çekinmişti? Herkesin cevabını aradığı sorular bunlardı. Ama emin olun, tarihimizle bu kadar içli dışlı olmuş biri olarak beni bu tip şok intiharlar hiç şaşırtmıyor. Çünkü tarihin gizemli sayfalarına yolculuk yaptığınızda o kadar çok intihar vakasıyla karşılaşıyorsunuz ki; neredeyse ünlü bir ailede intihar olmaması sizi şaşırtacak hale geliyorsunuz.
Biliyorum konu can sıkıcı... Ama biraz dişinizi sıkın ve tarihimizde pek de bilinmeyen intihar vadisine bir yolculuğa çıkarayım sizi.

Ünlü ilaç devi Mustafa Nevzat’ın ortaklarından Mehmet Pısak’ın intiharını daha önce yazmıştım. Hatırlatayım...

Mehmet Pısak hayatı boyunca hiç ama hiç çalışmadı. Eğlence hayatına takıldı. Gezdi, tatil yaptı. Çok sayıda sevgilisi oldu.

Mehmet Pısak çok neşeli bir kişilikti. Girdiği her ortamda yaptığı espriler ve anlattığı fıkralarla gülmekten kırar geçirirdi. Aynı zamanda açık sözlüydü. Samimi bir itirafta bulunmuştu: “Ben Allah’a inanmıyorum. Çünkü eğer olsaydı, böyle adalet dağıtır mıydı? Bakın ben hayatım boyunca hiç çalışmadım ve nasıl hayat yaşıyorum. İnsanlar sadece karınlarını doyurmak için sabahın köründe yollara dökülüp akşama kadar ölesiye çalışıyorlar. Allah’ın böyle adaleti olur mu?”

Sarsıcı gelebilir... Ama Mehmet Pısak yaşadığı ironiyi sert sözcüklerle özetlemişti. Ve müthiş bir gerçeğin altını çiziyordu: “Çalışarak servet yapılmaz. Ancak servet çalışarak korunur!”

Üsküdar’da muhteşem bir villada yaşıyordu. Uşaklar, hizmetçiler, şoförler hizmet ediyordu. Ve hiç çalışmıyordu. Çünkü para basan bir şirketin Mustafa Nevzat İlaç A.Ş.’nin hissedarıydı. Kendisine vakit geçirecek hobiler de bulmuştu. Atçılık en büyük merakıydı.

Mehmet Bey, 2000’li yılların başında cilt kanserine yakalandı. Bu hastalık yaşam kalitesini düşürmüştü. Güneşe çıkamıyor, ağır ilaç tedavisi alıyor ve herkes yazın sokakta gezerken o eve kapanmak zorunda kalıyordu.

Mehmet Pısak en nihayetinde kararını verdi. Her pazartesi olduğu gibi o gün de evlerine Uzak Doğulu masöz gelmişti. Mehmet Bey ve eşi Sevtap Hanım’a masaj yapacaktı. Mehmet Bey önce ben masaj alayım dedi. Bir saat kadar masaj yaptırdı. İyice gevşemişti. Eşine “Şimdi sıra sende” dedi gülümseyerek, “Ben yukarı çıkıyorum biraz dinleneceğim.” Eşi Sevtap Hanım masaj yaptırdığı sırada tek el silah sesi duyuldu. Hemen yukarı koştular. Mehmet Pısak kanlar içindeydi. Smith Wesson silahını başına ateşlemişti. Başucunda bir not yazılıydı: “Kalitesiz bir hayata daha fazla tahammül edemedim. Bağışlayın.”

Haber gazetelerde normal ölüm gibi yer aldı.

İlginçtir... Birçok ölüm bize normal, eceliyle ölüm gibi haber verilir. Perde arkasını bilmeyiz. Gazeteci Şevki Adalı’nın intiharı da öyle oldu. Aristokrat bir ailenin mensubu Şevki Bey uzun yıllar Hürriyet Dış Haberler Müdürlüğü yapmıştı. Bir yerde maaşla çalışıyor olmasını ailesi içine sindiremiyordu. Silahı başına dayadı.

Hürriyet, ertesi gün tam sayfa Şevki Adalı’yı anlattı. Ama intihara hiç değinmedi. (Bu durum bana 1936 yılına kadar süren intihar haberlerini yasaklayan kanunu hatırlattı. Şimdilerde kanun yok ama bazı ölümlerde omerta yasası halen geçerli.)

Ünlü karikatürist ve illistüratör Sezgin Burak’a gelelim... Şu ünlü Tarkan çizgi romanını bize armağan eden çizere... 4 Ekim 1978 günü Levent’teki Emlakbank Konutları’nda misafirliğe gittiği evde intihar etti. 27 Mayıs’ın komutanlarından Münir Köseoğlu’nun 4’üncü kattaki evinin penceresinden dışarı sarktı. Tam iki saat boyunca ev sahibinin tüm yalvarışlarına rağmen geri adım atmadı. Feci şekilde can verdi.

 

HAVAGAZI İLE ÖLÜM

İntihar denizinde biraz daha açılalım. Ama intihar etme biçimlerini de göz ardı etmeden... Örneğin havagazını kullanarak intihar edenler kimler?

Opera sanatçımız Şevkiye May, havagazını açık bırakarak intihar eden bir sanatçımızdı. Tıpkı Adnan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes gibi.

Osmanlı’nın ünlü ziraat ve ticaret bakanı Sadullah Paşa da en az Menderes kadar havagazını acımasızca kullanmıştı. (Atatürk döneminin büyükelçilerinden Enis Akaygen’in kızı Jale de havagazını kullanarak yaşamına son verenlerdendi. Diplomat demişken Orhan Eralp’i atlamayalım. Şu, BM’de ünlü Kıbrıs savunmasını yapan deneyimli büyükelçimiz de intiharı seçenlerdendi. Silahıyla intihar etti.)

 

‘UĞRAŞMA DOKTOR’

İlk materyalist yazarımız Beşir Fuad intiharı belki de kuramsallaştıran kişiydi. Yıllar öncesinden intihar edeceği güne karar vermiş ve kararlılıkla uygulamıştı. Üstelik sol bileğini kesip yaşadıklarını anbean kaleme almıştı. Son dakika yetişen doktora seslenişi bir tiradı andırıyordu: “Boşuna uğraşma doktor! Beş dakikalık ömrüm kaldı.”

Beşir Fuad intihar ettiğinde önünde oğlu Namık’ın fotoğrafı duruyordu. Belirtmeden geçmeyeyim. Fuad’ın çocuğuna isim babalığı yapan vatan şairi Namık Kemal’in de oğlu intihar etmişti. Cezmi Ertuğrul da iple kendisini boğmuştu.

İple kendisini boğan bir başka ünlü isim ise Jale İsmet’ti. Ünlü komünist Mustafa Suphi’nin kız kardeşi Jale Hanım ilginç bir günde intiharı seçmişti: Yılbaşı gecesi...

Aktedron Fikret de bileğini keserek ölümü seçmişti. Kimdi Aktedron Fikret peki? İlk empresyonist ressamımızdı. Entelektüel çevrelerde iyi tanınan önemli bir ressamdı. Uyku açıcı aktedron ilacını sürekli kullandığı için çevresinde bu isimle anılıyordu. Sadece çirkin ve kirli kadınlarla birlikte olabilen Aktedron aynı zamanda uyuşturucu bağımlısıydı.

Alparslan Türkeş’in damadı Turgut Günay da ipi tercih edenlerdendi. Hacettepe’de öğretim üyeliği yapan Turgut Günay kalorifer dairesinde boynuna geçirdiği iple canına kıydı.

Biliyorum içiniz daraldı. Ama yolculuğumuz henüz bitmedi!..

 

SİYANÜR ŞİŞESİ

Bir insan cebinde neden siyanür şişesi taşır? Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi gazeteyi kurduğunda eğer başarılı olmazsa içmek üzere her an cebinde siyanür taşıyordu. O intihar etmedi ama torunu Saffet Simavi dedesinin aklından geçeni gerçekleştirdi.

Ünlü sosyolog Nur Vergin’in babası Mahmut Conker de Ankara’da Balin Otel’in en üst katından atlayarak yaşamına son vermişti.

Uşakizadelerde intihar ise bir furyaydı. Yusuf ve Süleyman Tevfik Uşakizade intihar etmişlerdi. Tıpkı Enver Paşa’nın kardeş torunu Kaya Paşakay’ın (Üstadı Azam Mason) kızı Ahu Paşakay gibi. Türkiye güzeli Ahu, Duman grubunun solisti Kaan Tangöze ile sevgiliydi. Kaan Tangöze sevgilisine ‘Bal’ şarkısını yazmıştı. İlk kez seslendirdiği gece sevgilisi Ahu kendisini evde gardropa asmıştı bile...

 

AŞK KURBANI OLDU

İki vakayla bitireyim. Eski Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın kardeşi Erhan Aydınlar’ın kızı İpek Aydınlar da aşk kurbanı oldu. İki kız arkadaşı Özlem Yarar ve Sena Kalkavan birlikte aynı gün sevgililerinden ayrılmışlardı. Üçü de intihara karar verdi. Hepsi evlerinde ilaç içerek intihar etti. Diğer iki kızı aileleri son anda kurtardı. Annesini birkaç yıl önce kaybetmiş olan İpek’i ise kurtaracak kimse yoktu. Amcasının hastanesi Acıbadem’e kaldırıldığında iş işten geçmişti.

İntihar vakaları içinde en ilginci İlhan Şevket Aykut’unkidir. Galatasaray mezunu sanat eleştirmeni Aykut, intihara karar verdi. Ve bunun için de bir tarih belirledi. En son Fransızca bir sözlük çevirisi yapacak ve son sayfayla birlikte canına kıyacaktı. Sözlük 600 sayfalıktı. Her gün bir sayfasını çevirdi. 600’üncü günün sonunda cansız bedeninin taşıyamadığı başı kitabın üzerine devrildi. Silahıyla tek el ateş etmişti.

***

Evet...

2.5 yıl boyunca Beyaz Türklerin intiharlarını inceledim. Tam kitaplaşacaktı olmadı, yarım kaldı. Ama emin olun bu sayfaya taşıdıklarım henüz buzdağının su üstündeki kısmı... Daha yüzlerce vakayı ne yazık ki buraya sığdıramadım.

Gelelim bugüne...

Kozakçıoğlu’nun kalbe ateş etmesi pek rastlanan bir intihar biçimi değil. Aynı yöntemi Maltepe’deki çatışma sırasında Mahir Çayan’da hatırlıyorum. O da başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Ama Kozakçıoğlu’nu asıl ilginç kılan, sırlarıyla gitmesiydi. Bu kadar sert görünümlü ve devletin en kritik görevlerinde bulunmuş bir kişi neden canına kıyma gereği duymuştu? Bir cinayet davasıyla ilişkilendirilme ihtimali miydi yoksa onu ölüme götüren. Bilmiyoruz.

Beyaz Türklerin intiharlarındaki sır kolay aydınlanmaz!

Tıpkı bir kaset skandalının ölümün eşiğine getirdiği söylenen Hikmet Uluğbay intiharını bilmediğimiz gibi...

989 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin