GERİ DÖN

Kod adı: Menaşe!

19 Mayıs 2013-Akşam



İsrail, istihbarat denen oyuncağın farkındaydı. Onlarca ajan gibi Eli Cohen de Araplar hakkında topladığı bilgileri Mossad’daki arkadaşlarına geçiyordu. Çektirdiği bir fotoğraf idamına sebep oldu, son notu ise şöyleydi: Galiba yakalandım

Bu bir İsrail-Suriye savaşıdır

2’nci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük küresel yalanların söylendiği günleri yaşıyoruz. ABD ve İsrail en büyük propaganda gücünü bu dönemde kullanıyor. Bütün algı paradigmamız çökmüş halde... Önce kavramlarla oynadılar... Yahudi Soros’un desteklediği kalkışmalara ‘Arap Baharı’ dedik, Irak’ta 1 milyon Müslüman’ın katledilmesine ‘demokratikleşme’... Bin yıllık Esad’a bile Esed dedirtiyorlar. Sırf yabancılaştırmak ve Müslüman bir kardeşimiz olduğunu unutturmak için...

Şu son saldırıya bakın... Reyhanlı sokaklarındaki 8 yaşındaki çocuk bile biliyor kimin yapmış olabileceğini ama bize Esad’ın taşeronları masalı pazarlanmaya çalışılıyor.

ABD merkezli operasyon adım adım ilerliyor. Hemen yanı başımızdaki Suriye’de yaşananları, zalim bir diktatörün devrilmesi olarak görüyoruz. Oysa gerçekte öyle mi? Yaşananlar halkına zulmeden bir diktatöre ABD’nin ‘demokratik’ müdahalesi mi?

HAYIR, adını açık ve net koymak zorundayız. İsrail’e bir güvenlik bahçesi yaratma operasyonu olan Gokap’da sondan bir önceki halka Suriye’dir. Ve bugün yaşananlar bir Suriye-İsrail savaşıdır.

BAKINIZ... Sizinle yakın tarihten bir Suriye-İsrail savaşıve onun içine gizlenmiş bir casusluk öyküsünü paylaşayım. Belki bir fikir verebilir.

 

Kod adı: Menaşe!

1960’lı yılların başından itibaren İsrail genişleme politikasını hayata geçirme planları yapıyordu. Stratejik öneme sahip Golan Tepeleri, Gazze şeridi, Batı Şeria ve Mısır topraklarındaki Sina Yarımadası’nı ele geçirmeyi planlıyordu. Böylelikle hem Ortadoğu’da tam ve kalıcı olarak yerleştiğini ilân etmiş olacak hem de toprağını hemen hemen 4 katına çıkartmış olacaktı.

PEKİ ama nasıl? 

1.5 milyonluk bir ülke koca Arap alemine nasıl meydan okuyacaktı? Buna ne askeri gücü ne de asker sayısı yeterdi?

İŞTE İsrail çağın en sihirli silahını  bu dönemde keşfetti:

İSTİHBARAT! 

İSRAİL Komünist Partisi lideri Moshe Sneh, savaşı İsrail’in kazanacağını söylediğinde Sovyetler’in 

Tel-Aviv Büyükelçisi Çubakin şu yanıtı vermişti: “Kim savaşacak sizde. Espresso çocuklarıyla Dizengoff sokağının kadın satıcıları mı?”

ÇUKABIN gibi hemen herkes İsrail’in gücünü küçümsüyordu. Oysa İsrail istihbarat denen oyuncağın gücünün farkındaydı. Ve yılmadan usanmadan Arapların açığını kolluyordu. Onlarca ajan Araplar hakkında istihbarat toplamaya çalışıyordu. (Ian Black & Benny Morris’in yazdığı ‘İsrail’in Gizli Savaşları’ adlı kitapta onlarca İsrail’in bitmek tükenmek bilmeyen istihbarat hamlelerini okuyabilirsiniz.)

‘TEMİZLENMEK’ İSTEDİ

BUNLARDAN en önemlisi Eli Cohen’di. Eli Cohen, 1924’te Mısır’ın İskenderiye kentinde doğdu. 1959’da sık sık gittiği memleketi İsrail’de Sefarad Yahudisi Nadia ile evlendi. Mayıs 1960’ta İsrail gizli servisine bağlı ‘Birim 188’e alındı. Ardından tekrar Mısır’a döndü. Şubat 1961’de Kemal Amin Thabit sahte kimliğiyle Suriye kökenli bir Arjantinli olarak Buenos Aires’e uçtu. Arjantin’de Arap iş adamları çevresine girdi. Kusursuz Arapçasıyla, orada yeni kimliğine tam olarak nüfuz etmek ve Yahudi geçmişini ‘temizlemek’ amacındaydı.

ELI Cohen, 1962 Şubat’ında casus olarak Suriye’ye gönderildi. Kod adı Menaşe’ydi. Suriye’de elde ettiği tüm bilgileri telsiz şifresiyle Tel-Aviv’e geçiyordu. Artık her akşam onun için tehlikeli ama bir o kadar da eğlenceli bir iş başlamıştı. Tüm gece boyu elde ettiği istihbarat notlarını telsiz şifresiyle Mossad’daki arkadaşlarına geçiyordu. Hatta bu işi öyle abartmıştı ki, istihbarat değeri taşımayan günlük olayları da ayrıntılarıyla anlatıyordu. Arkadaşları bunun rahat tavrından tedirgindiler. Cohen, daha uzun istihbarat notlarını ise görünmez mürekkeple kaleme alıyor daha sonra onları rulo halinde Fransa’daki Mossad merkezine gönderiyordu. Mikrofilmleri ise hediyelik tavlanın içindeki sedef kakmaların altına yerleştiriyordu.

SURİYE’NİN orta yeri Şam’da bir Mossad ajanı kelimenin tam anlamıyla cirit atıyordu.

ELI Cohen 1962 yılında tatile çıktı ve Avrupa üzerinden Tel-Aviv’e gitti. Mossad şeflerinden Suriye Silahlı Kuvvetleri ve siyaseti hakkında eğitim aldı. 1963’te Baasçılar Suriye’de yönetimi ele geçirince Eli Cohen’in önemi daha fazla arttı. 

Cohen artan önemiyle birlikte telsizi telefon gibi kullanmaya başlamıştı. Tel-Aviv’in öğlen sorduğu bir soruyu öğleden sonra hemen cevaplıyordu.

SURİYE Genel Kurmayı, BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) Genelkurmay Başkanı’na bir gezi düzenlemişti. Golan Tepeleri ve buradaki askeri tesisler gezdirilecekti. Eli Cohen de bu resmi gezide kendisine yer bulmuştu. Cohen’in asıl kritik önemi Golan Tepelerine yaptığı gezide ortaya çıktı. Bütün Suriye mevzilerini avucunun içi gibi ezberlemişti. Suriye mevzilerinin ayrıntılı krokisi aynı akşam Tel-Aviv’in elindeydi.

ANCAK Eli Cohen bir ajanın yapmaması gereken hatayı da aynı gezide yapmıştı. Kendine o kadar güveniyordu ki, Genel Kurmay Başkanları’yla beraber hatıra fotoğrafı çektirmişti. O fotoğrafı gören Mısır’dan bir okul arkadaşının “Bu bizim okuldaki Yahudi çocuk”sözleri Cohen için sonun başlangıcı oldu.

SURİYE istihbaratı hemen harekete geçti. Telsiz şifrelerinin Eli’nin evinin bölgesinden yoğunlaştığı ortaya çıktı. Ve Cohen’in evine baskın yapıldı. Baskın yapıldığı sırada Eli Cohen halen Tel-Aviv’e mesaj geçmekle meşguldü. Son mesajını da atmayı ihmal etmedi: “Galiba yakalandım.”

18 Mayıs 1965’te bir İsrail ajanı olarak cirit attığı Şam Meydanı’nda bu kez onu darağacı bekliyordu. Fransa başta olmak üzere Batılı birçok ülkenin araya girme çabaları sonuç vermedi: İdam edildi.

ANCAK işin ilginç yanı şuydu: Suriye, Eli Cohen’in telsiz mesajlarını ele geçirmesine rağmen Golan Tepelerindeki mevzilerinin yerini değiştirmedi. Ve 1967 yazındaki ünlü Altı Gün Savaşları’nda İsrail eliyle koymuş gibi Suriye mevzilerini bombayla yerle bir etti. Ve savaşı kesin hâkimiyetiyle bitirdi.

GOLAN Tepelerine ilk giren tankın ismi Tammuz’du. İbranice “Efendi”. İsrail artık Ortadoğu’da efendiliğini ilan etmişti. Bunda ajanları Eli Cohen’in katkısı çok büyüktü.

EVET işte böyle...

HADİ şimdi söyleyin bakalım... İsrail’in Eli Cohen gibi bir casusa artık ihtiyacı var mı? Ve on yıllardır süren Suriye-İsrail savaşında bir Müslüman ülke olarak biz hangi taraftayız?

İlk insan ciğerini yiyen

Ebu Süfyan’ın eşi Hz. Hind’di

O VAHŞET görüntülerini izlemişsinizdir. ÖSO komutanı Halid el Hamad öldürdüğü askerin cesedini parçaladı ve ciğerini söküp ağzına attı. Hepimizi irkilten bu vahşet görüntüsü tarihte de yaşanmıştı. Hz. Muhammed’in kayınvalidesi olan Hind Binti Utbe Bin Rebia aynı zamanda Ebu Süfyan’ın eşiydi.Bedir Savaşı’nda babası Utbe Bin Rebia’yı, amcası Şeybe’yi ve kardeşi Velid’i kaybetmişti. Bu onun içini tarif olunmaz bir kinle doldurdu. Yakınlarının intikamı alınıncaya kadar gülmeyeceğini, koku sürmeyeceğini ve eşiyle beraber olup yıkanmayacağına dair yemin etti. Uhud Savaşı sırasında istediği fırsatı yakaladı. Hz. Muhammed’in amcası Hz. Hamza’nın bir anlık dalgınlığından istifade ederek mızrağını sapladı. Tek hamlede canını aldığını görünce üzerine çullandı. Ve kadın haliyle bedenini parçalamaya başladı. Ciğerini söktü. Yanına aldı. Evine getirdi. Ciğeri ellerinde tutarak “İşte size Hamza’nın ciğeri” dedi. Daha sonra ciğeri ısırdı. Hind Bin Rebia daha sonra Hz. Muhammed’e biat ederek Müslüman oldu. Ve Hz. Hind olarak anıldı. Halife Hz. Muaviyye’nin annesi olarak bilindi.

728 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin