GERİ DÖN

Kıvılcımlı yaşasaydı Perinçek’e ne derdi?

14 Şubat 2015- Gerçek Gündem



Doktor Hikmet Kıvılcımlı hayattayken Doğu Perinçek’e ve Ak Aydınlık Grubuna bir lakap yakıştırmıştı.

Ama bu lakabı ve Perinçek meselesini yazının sonuna bırakalım.

Biz İşçi Partisinin isim değişikliğiyle alacağı Vatan Partisi’ne gidelim.

Duymuşsunuzdur.

İşçi Partisi yeni bir derleniş kurultayı yapıyor. Partiye yeni isimlerin de katılacağı kurultayda isim değişikliğine de gidiliyor. Basına yansıyan haberlere göre partinin yeni ismi Vatan Partisi olacakmış.

Vatan Partisi ismine yakın tarihimizi bilenler yabancı değildir. Ünlü sosyalistimiz Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın 1954 yılında kurduğu partinin adıdır.

Hikayesine bir uzanalım mı?

Doktor Hikmet Kıvılcımlı onlarca yıl süren irili ufaklı cezaevi günlerinin en uzununu 1938-1950 yılları arasında yaşamıştı. 1938 deki ünlü donanma davasında orduyu silahlı isyana teşvik suçlamasıyla tam 12 yıl cezaevinde kaldı. Nazım Hikmet’le beraber yargılandığı dava sonucunda Türkiye’nin pek çok cezaevinde yattı. 1950 affıyla tahliye oldu.

Bu arada uzun bir parantez açmama izin verin lütfen...

1938 donanma davası ayrıntılı olarak incelenmesi gereken bir dosyadır. Halen bu dava ile ilgili düz okuma yapılır. Ergenekon davasından bile daha düzmece, eften püften gerekçelerle açılan ve korkunç cezalar verilen bu davanın ardında Atatürk’ün yakın çevresinin Nazım Hikmet’e duyduğu öfke ve bir gönül ilişkisinin rolü olabilir mi? Latife Hanım’la Nazım Hikmet’in yaşadığı aşk ve onları kıskanan Şükrü Kaya’nın bu davayla ilgisi nedir? Araştırılmayı bekliyor...

Deyip geçelim...

Doktor Kıvılcımlı’nın üyesi olduğu TKP ile arası hiçbir zaman iyi olmadı. 1929 tevkifatında da polis ifadesinde kendisini ele veren İsmail Bilen (Laz İsmail)yüzünden daha da araları açıldı. Aslında TKP demek haksızlık olur. Kendisini TKP’nin dış sorumlusu ilan eden İsmail Bilen’le... Yani yoldaşlarının tabiriyle Marat Yoldaş’la... Doktor Hikmet Kıvılcımlı gibi parlak ve teorik birikimi yüksek birini, İsmail Bilen hiç hazmedemedi. Ona karşı nefrete varan bir tavrı oldu.

Doktor bütün bu parti içi entrikalardan yılmadı.1951 tevkifatıyla dağılışa uğrayan TKP’nin legalitede toparlanması amacıyla 1954 yılında bir grup yoldaşıyla beraber Vatan Partisi’ni kurdu. Parti’de güvendiği yoldaşları vardı.
Ama yoldaşlarının arasında hem yoldaşı hem de hayat arkadaşı olan biri daha vardı.
Fatma Nudiye Yalçı !

Fatma Nudiye hanım, Doktor’a hem bir devrimci olarak hem de bir sevgili olarak tutkuyla bağlıydı. Birlikte yıllar önce Marksizm Bibliyoteki isimli bir yayınevi kurmuşlardı. Bizzat kendisinin hazırladığı “Sosyete ve Teknik” kitabını ona ithaf etmişti. Girişine şu sözleri yazılıydı. “Boş saatlerini değil, inkılaba bütün bir ömrünü veren Hikmet Kıvılcımlı yoldaşa armağanımdır.”
Tabiiki bu aşkla içiçe geçmiş devrimci yaşam Fatma Nudiye’yi ailesinden de gitgide uzaklaştırmıştı. Ailesi onun bu hallerini bir türlü anlamıyordu. Aile bireyleriyle görüşmesini yasaklamışlardı. Fatma Nudiye Hanım’ın kız kardeşi Huriye Hanım ise bu yasağı en azından bayram günleri delmeye çabalıyordu. Çocuğu Beklan’ı (ünlü tiyatro yönetmenimiz Beklan Algan) alıp gizlice ablasını ziyaret ediyordu.
Ailesi Fatma Nudiye’nin bu ‘komünistlik’ sevdasının başına iş açacağını düşünüyordu.

Nitekim haklı çıktılar.

Fatma Nudiye Hanım, Doktor’la beraber donanma davasından hapse girdi. Ve tam 10 yıl Sinop cezaevinde hapis yattı.

Doktor cezaevinden çıkışında beklenmedik bir şey yaptı. Ve Emine Hanım isimli apolitik bir kadınla hayatını birleştirdi. Kendisi ve davası için hapislerde yatan, uğruna bir ömür veren Fatma Nudiye Hanım’ı değil, mütedeyyin ev hanımı Emine Hanım’ı tercih etmişti. (Bu paragrafı aşağıdan buraya aldım. Çünkü evlilik 1950 yılında cezaevinden çıkıştadır. )

Biz tekrar Vatan Partisi’ne dönelim.

Doktor 3 yıl içerisinde, elleriyle yeşerip büyüttüğü partisiyle 1957 seçimlerine hazırlanıyordu. 1957 de yaptığı Eyüp Sultan’daki seçim mitingindeki bir konuşma ve yayınladıkları bir bildiri dolayısıyla haklarında dava açıldı.

Doktor gözaltına alındı.

Sansaryan Han’daki sorgusunun ardından mahkemeye götürülürken tutuklanacağını biliyordu.

Yoldaşları Kerim Korcan ve Suat Kundakçı tutuklanmaya giden Doktor’a sordular.

- Partiyi ne yapacağız?

Elleri kelepçeli bir halde arkasına döndü. Yoldaşları ona bakıyorlardı. 
Onlara talimat yerine geçen bir söz söyledi.

“Partinin başına Fatma Hanım geçsin”

Tahmin edilen oldu. Doktor Hikmet Kıvılcımlı tutuklandı. Ancak partinin başına Fatma Nudiye Hanım’ın geçmesi şöyle dursun bir de partiden ihraç edildi. Daha mahkeme dönüşü Kerim Korcan “Ne yani ? Doktor padişah mı? Partinin yetkili kurulları var” dedi. Ve kendini parti başkanı olarak atadı. Emniyete bildirdi.

Ancak bu durum hiçbir zaman geçerlilik kazanmadı.

Çünkü Doktor’un hakkında verilmiş mahkumiyet yoktu. Sadece tutukluydu. Sonraki yıllarda Kerim Korcan’la, Doktor’un yolları da ayrıldı.

Vatan Partisi bu fırtınalı yıllarda da yoluna düşe kalka devam etti.


Fatma Nudiye Hanım gene de davasını ve Doktor’unu bırakmadı.

Ölene kadar onu savundu. 1969 yılında Bulgaristan’da yaşamını yitirdi.

Doktor Hikmet Kıvılcımlı ise ondan iki yıl sonra Belgrad’da (1971) bu dünyadan göçtü.

Doktor öldü ama Türk solunda “Doktorculuk” hep yaşadı.

1975 yılında başını Mustafa Aksungur’un çektiği bir grup “Doktorcu” Vatan partisini yeniden faaliyete geçirmeye karar verdiler.
Parti Genel Başkanlığa ise Emine (Kıvılcımlı) Hanım’ı seçtiler

Böylece 2.Vatan Partisi dönemi 1975 yılında fiilen başladı.

Ancak İstanbullu “Doktorcu”ların buna müdahalesi gecikmedi. Parti içi bir müdahale ile yönetimi biraz da kavgalı dövüşlü ele geçirdiler. Emine Hanım Aksaray’daki bu olaylı kongrede fenalık geçirdi ve daha sonra partiden ayrıldı.

Parti 12 Eylül döneminde askeri, yönetim tarafından kapatıldı.

Kuşkusuz Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın iki eşi arasına sıkışmış bir parti değildi. Ben biraz da renkli ve ilginç yönünden ele aldım konuyu. Ancak Vatan Partisi’nin hikayesi böyledir.

Partinin kurucusu ve doğal lideri Doktor Kıvılcımlı oldum bittim Perinçek grubuna mesafeliydi. Hatta mesafe şöyle dursun onları sol olarak dahi kabul etmezdi. Çok sert yazıları var.

Ancak gel gelelim...

Sol soyağacımızda hemen hemen bütün hareket, örgüt ve partilerle kavgalı ve onlar tarafından ‘sol dışı’ olarak nitelenen Perinçek ve Aydınlık grubu her ne nasılsa sola ait bütün isimleri toplamayı başarıyor.

Örneğin bütün türevleriyle mahkemelik ve kavgalı olmasına karşın Türkiye İşçi Partisi’nin (Şu anki İşçi partisinin değil TİP’in yani Türkiye İşçi Partisi’nin de) isim hakkının Perinçek grubunda olduğunu biliyor muydunuz?

Doğu Bey, alır ve biriktirir.

Şimdi sıra kendisine ağır eleştiriler yönelten Kıvılcımlı’nın Vatan Partisi’nde...

Doktorcular buna ne diyecek göreceğiz...

Ama Doktor Hikmet, bugün yaşasaydı, eminim pazar günkü kurultaya bakar ve şöyle derdi.

“Münafıkça çocuklar, gene tarih kalpazanlığı yapıyor” *

* Sosyalist Gazete’nin 1970 yılında yayınlanan 19. Ve 20. sayısında Perinçek Grubu ve Aydınlık çevresini “CIA Sosyalizmi Tarih Kalpazanları” ve “CIA Sosyalizmi Nasıl Yapılır?” yazılarıyla çok ağır eleştirir. Ayrıca Durum Yargılaması kitabında da yine aynı grup için “biraz münafıkça çocuklar” tanımlamasını kullanır.

1017 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin