GERİ DÖN

Kemal Bey’in Zor Seçimi

gurkan hacır, köşe yazısı



Cumhuriyet Halk Partisi’nde demokrasi şöleninin ilk etabı geçildi. Milletvekili önseçim ve kontenjan adayları başvurularını tamamladı. milletvekilliği adaylığına 3000’e yakın partilinin müracaat etmesi partiye ilginin göstergesi sayılabilir. Yani önseçim partiye mutlak bir dinamizm getirdi. 

Bugüne değin üyenin kapısını unutan kimi siyasiler, tekrardan örgütün yolunu tutmak zorunda kaldı. Bu hem demokrasinin tabana yayılması açısından hem de örgütün motivasyonu açısından çok önemli bir adım oldu.

67 yaşındaki kadın bir partili yolumu çevirdi.

“Gürkan Bey artık mühür benim elimde. Torunuma internetten tek tek baktırıyorum. Adaylara tek tek bakıyorum. Kim ne yapmış nerde çalışmış ne eğitimi almış? Hepsinin kenarına not düşüyorum. Oyumu ona göre vereceğim. Artık seçim döneminde sokak sokak çalışma yaptığım vekilimin yüzünü sadece 29 Ekimlerde 19 Mayıslarda kortejin ön sırasında görmek istemiyorum. 4 yıl boyunca her daim benim yanımda olmalı. Bana hesap verebilmeli.”

CHP tabanındaki bilince bakar mısınız? Bir de karşı tarafı düşünün. Bürokraside kıdem alabilmek terfi yapabilmek için AKP’den ‘hülleli adaylığa’ başvuran memur ve bürokratların sayısı 2000 i geçmiş.

CHP’yi yerden yere vurun. Ama tabandaki üyenin, sandıktaki seçmenin hakkını asla yemeyin. Çünkü demokrasi kültürü son derece yüksek, eğitimli, Türkiye’nin aydınlık yüzünü orada bulacaksınız.

İşte bu seçmen ve üye o kadar titiz ki hiçbir partinin yapmadığını yapıp büyük illeri başta olmak üzere önemli seçim bölgelerinde ön seçim kararı alan CHP’yi kalan kontenjan üyelikleri için eleştirmekten geri durmuyor.

Ancak şunu belirteyim. Bir genel Başkanın ve bir parti yönetiminin mutlak surette mecliste yer alacak ekibin çatısına ‘küçük’ dokunuşlar yapması gerekir. Ekonomi Hukuk Siyaset, Dış Politika alanında yetkin isimleri kadrosuna katması zorunludur. Partinin temel politikalarına yön verecek isimleri yakın çalışma ortamına ve meclise taşıması gerekir.

Yoksa tamamını örgütün belirlediği listede bir Dış Politika uzmanının kendine yer bulması imkansızdır. Buraya kadar tamam.

Ancaaakk..

Hemen herkesin aklına CHP’nin yakın tarihte yaptığı yol kazaları geliveriyor. Sağın kirlenmiş yıpranmış isimlerine verilen milletvekillikleri, tuhaf tavsiye mektuplarının sağladığı koltuklar ve elbette Ekmeleddin Bey faciası.

CHP seçmeninin güvenini bir hayli sarsmış durumda.

Genel Merkez’in bir kez daha ‘şapkadan tavşan’ çıkartmasından korkuyorlar. Syriza mucizesi hemen yanı başımızda dururken, sağ denen kirli illetten uzak durarak iktidara tutunmanın mümkün olduğunu görüyorlar. Soldan giderek halktan yana durarak ve şeffaf olarak da pekala bu iş başarılabilir.

CHP kendi özgücüne güvenmeli , halkına sırtını dayamalıdır!

Sanal ittifakları da umursamamalıdır.

Bakın gene seçim atmosferine girdik gene birleşsenize talepleri yükselmeye başladı. Başta gazeteci ağabeyimiz Yılmaz Özdil “bakın ya şimdi birleşirseniz ya da sandıkta hepimiz cezasını çekeriz” yollu uyarıları yazmaya başladı.

İyi ama CHP kiminle birleşecek? Tarihi boyunca %. 0,3 alamamış İşçi/Vatan Partisi ile mi? Ya da son üç seçimdir % 1 oyu bile olmayan DSP ile mi?

Bu ittifaklar olsa bile (örgütlerde ve listelerde yapacağı tahribatları bir tarafa koyun) CHP’ye yüzde kaç oy sağlayacak bir düşünün.

Doğu Bey cezaevindeyken bile İzmir gibi yerden aldığı oy sadece 12.842 olmuştu, düşünün...

Seçim meselesi rasyonel bir hesap meselesidir. Duygu işi değil.

CHP’nin kapısı cumhuriyetçilere laiklere demokratlara Türkiye’nin aydınlık geleceğine inanan herkese açıktır. Açık olmalıdır.

Ancak Kemal Bey’in (Elbette ki Genel Merkezin) kontenjan adaylarda yapacağı isabetli/isabetsiz tercihler bile bu ‘çocuksu ittifaklardan’ daha fazla sonucu etkileyecektir. Emin olun !

Kılıçdaroğlu’nun ön seçimle birlikte üzerinden epey yük kalkacağı ama sorumlulukların da bir o kadar artacağı gözüküyor.

Kaynayan bir kazana dönen ve herkesin kendini kurtarma telaşına düştüğü AKP karşısında alınacak bir seçim mağlubiyetini Kemal Bey’in taşıması kolay değil. Üstelik Antalya’dan önseçimle gelmesine kesin gözüyle bakılan Deniz Baykal’ın Ankara’dan bir ihtimal geleceği konuşulan Önder Sav’ın olacağı bir parlamentoda...

Bir de buna önseçimin özgüveniyle gerinerek meclise gelecek genç kuşağı ekleyin...

Kemal Bey’i rahatlatacak tek şey, seçimden alınacak sağlam bir oydur.
İşte o zaman tüm parti, motivasyonunu kendi içinden dışarıya yani iktidara yöneltebilir. O zaman huzur gelir.

Kemal Bey’in önündeki anket 29.5 u gösteriyor. Benim elimdeki ankette de CHP’nin oyu 28-29 bandında...Bu oran partinin uzun yıllardır unuttuğu bir oran. Moralleri yükselteceği kadar sandalye sayısını da arttıracaktır. Tabi haliyle AKP’yi de tek başına iktidar olma imkanı tanımayacak bir orandır.

MHP’nin de 18 oranını doğru kabul edecek olursak iki muhalif parti uzunca bir aradan sonra totalde AKP’yi geçmiş olacaklar. Eğer bu tablo sürerse ve oranlar gerçekleşirse ufukta bir koalisyon hükümeti var demektir. Bu da Türkiye’nin deli gömleğini biraz olsun yırtması anlamına gelir. Ülke biraz olsun normalleşir.

Ama Kemal Bey’in kurulan tuzaklara düşmemesi gerekir.

Kıymeti kendinden menkul ittifakların kurnaz pazarlıkçılarına kulak tıkaması şarttır. (DSP’nin Genel Başkanı Masum Türker 10 milletvekilliği istemişti CHP’den) Kamuoyundan cılızdan olsa yükselecek bu seslerle vakit kaybetmek yerine kendi özgücüne, örgütüne, sokağa ve halka dönük politikalarla ve sıcak mesajlarla kitleleri partisine yöneltebilir.

Bir de ‘tıkaç’lardan kurtulması şartıyla tabi...

Örneğin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu gibi.

Kocaoğlu, (geçen yazıda da değindiğim gibi) ölçü ve siyasi nezaket dışı bir tavırla Genel Başkanı’na İzmir’den önseçime girmesini salık vermişti.

Ne adına? Kimin adına?

İzmir gibi (şimdilik, henüz ve çok şükür hala) CHP’nin kalesi gözüken bir yere Kemal Bey’i sıkıştırmaya çalışmak ne anlama geliyor? 
1- Bu Aziz bey’in görevi midir?
2- Kemal Bey’i tüm ülke kamuoyunda ‘İzmir partisi’ algısına hapsetmekten başka ne işe yarar?

Kemal Bey, her zamanki kibar ve sabırlı üslubuyla cevap vermedi ama bunu bir kenara not ettiğinden eminim.

Çeşme Belediyesi’ni seçim karargahı yapıp önseçim için hazırlıklar yapan ve kendi ekibini meclise taşımayı planlayan Kocaoğlu’nun Kemal Bey’e akıl vermek yerine son seçimde 8 ilçeyi nasıl kaybettiğinin özeleştirisini vermesi gerekmez mi? İzmir seçmeninin bunu öğrenmek hakkı değil mi?

Seçildikten hemen sonra “ben zaten emekli oldum, ısrar üzerine başkanlık yapıyorum” diyerek seçmeninin verdiği oyu küçümseyen Kocaoğlu’na, CHP Genel Merkezi gereken ‘sınırı’ çizecektir.

Aksi takdirde, makam aracının bagajında gezdirdiği tavlasıyla gününü ‘düşeş’ peşinde geçiren Kocaoğlu’nun, siyaseten tıkadığı İzmir’de CHP ne yazık ki ‘hep yeke’ razı olacaktır.

 

828 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin