GERİ DÖN

Unutmayın CHP Bir Kitle Partisidir!

8 Nisan 2015-Gerçek Gündem



Geçtiğimiz yazın ilk günleriydi, hatırlayın. Cumhurbaşkanlığı yarışında 2 aday belli olmuş üçüncüyü arıyorduk.Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’ın adaylığı belli olmuştu. Peki ya ‘bizim mahallenin’ adayı kim olacaktı?

Bir türlü aday açıklanmıyor, ortak (çatı) aday konusunda MHP ile arada gelgitler yaşanıyordu. Önce Deniz Baykal ismi ortaya atılmıştı. Saygın devlet adamı kimliği, sağdan ve soldan her kesimden memnuniyet uyandıran bir isimdi. Olmadı.

Sonra Yılmaz Hoca'nın ismi konuşulmaya başlanmıştı. Hoca ilerleyen yaşına rağmen saygınlığı, zarafeti ve Eskişehir de yarattığı belediyecilik mucizesi ile tam da bu makam için uygun bir isim olabilirdi. Eğer bu iki isime de MHP sıcak bakmazsa ortak isim İlhan Kesici vardı. Gençlik yıllarında ülkücü olan ama sonra zamanla merkez sağ siyasetin saygın ve önder isimlerinden kabul edilen Kesici, aynı zamanda 2007-2011 yılları arasında CHP milletvekilliği yapmıştı. Yani CHP tabanı da hiç itiraz etmezdi.

Hadi hiçbiri olmadı. MHP'li bir isim etrafında birleşilebilirdi. Atatürkçü, laik ve hukuka saygılı duruşundan kimsenin şüphe etmeyeceği Meral Akşener'e de destek verilebilirdi. Yeter ki Erdoğan kabusu Cumhurbaşkanlığında da sürmesin. Bütün bu gelgitleri kulis fısıltılarını takip ettiğimiz günlerdi.

Hiç unutmuyorum. Beşiktaş Üsküdar motorundaydım. Bir dostumdan telefon geldi. Seninkiler yarın cumhurbaşkanı adaylarını açıklıyorlar.
Kim diye merakla sordum.

Ekmeleddin İhsanoğlu!

Yutkunduğumu hatırlıyorum.

Bir kaç hafta sonra Cem Tv ekranlarında Ekmeleddin Bey’i ağırladım. 1 saat boyunca sorular sordum. Üslubunca sıkıştırmaya çalıştım. Ancak hiçbir rengi ve ışığı olmayan bir cumhurbaşkanı adayı vardı karşımda. Ne sorarsanız sorun kaçamak cevap veriyor, en esaslı meselelere hiç girmiyordu. Türkiye’ye dair bir derdi, bir meselesi hiç olmamış gibi geliyordu. Rakibi ise siyaseten bir ‘canavardı’.

Sonrasını biliyorsunuz. 
Cingöz bir reklamcının "Ekmek İçin Ekmeleddin" zıpçıktılığıyla giderek komedi filmine dönen seçim macerasını. Ve gelen yenilgiyi...

Bizim mahallenin neredeyse tamamı bu ‘bile bile lades’ seçimden dolayı başta Kemal Bey’i ve CHP Genel Merkezi'ni yaylım ateşine tuttu. Ben dahil.

Birkaç ay sonra işin perde arkasını öğrenmiştim. Ama ne yalan söyleyeyim tam olarak ikna olmamıştım. Devlet Bey hiçbir ismi kabul etmemişti. Israrla o olmaz bu olmaz demiş hatta yakın çalışma arkadaşlarından İstanbul Milletvekili Celal Adan, sağda solda zemin yoklamaya başlamıştı. 
“Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı adaylığı için nasıl olur?”

Celal Bey kurt bir siyasetçiydi. Bu soruları Devlet Bey’den habersiz ulu orta sormazdı. Çok sürmedi. Ekmeleddin İhsanoğlu ismi CHP’ye sunuldu. Sıkışan bir takvim, kamuoyunun hadi birleşin ve Erdoğan’ı sandıkta yenin baskısı Kemal Bey'in elini iyice daraltmıştı. Ve sonunda o da pes etti ve Ekmel Bey'in adaylık süreci başladı.

Bugün İhsanoğlu’nun MHP İstanbul 2.bölge 1.sıra adaylığı açıklanınca, zihnimde puzzle'ın eksik parçası da tamamlanmış oldu. Ekmeleddin İhsanoğlu aslında MHP’nin Cumhurbaşkanı adayıydı. Kemal Bey elinde pimi çekilmiş bir bomba bulmuştu. Mecburen de bu el bombasını savurarak savaşa girmişti.

Şimdi küçük de olsa bir özür borçluyuz. ‘Ekmeleddin günahının’ tamamını onun ve ekibin boynuna yüklediğimiz için. Konjonktür denen illeti hiç hesaba katmadığımız için. 
MHP’yi ve Bahçeli’yi iyi analiz etmediğimiz için.

‘Ekmel Bey faciası’ artık CHP’nin günah galerisinde asılı değildir. MHP, Erdoğan’ın Kaç-Ak Saray'a giden yola döşenen parke taşıdır.

Şimdi de benzer bir tartışma yaşanıyor. Çok farklı yönleri olmakla beraber parti kamuoyunda benzer bir kampanya yürüyor. Mehmet Bekaroğlu’nun CHP’de ne işi var deniyor.

Özellikle kendisini veya desteklediği adayı Meclis listesine sokamayan partilinin hedefine otamatikman Mehmet Bekaroğlu oturuyor.

Ancak unutulan bir şey var.

CHP bir kitle partisidir. Hem de 12 milyon 500 bin oy alan devasa bir kitle partisidir. Hacısı da olacak hocası da...Liberali de sosyalisti de...
Önemli olan parti çatısı altına girdikten sonra partinin ideolojik politik çizgisine karşı geliyor mu? Onu değiştirmeye çalışıyor mu?

CHP için söyleyecek olursak...Atatürk’e ve onun ilkelerine sahip çıkıyor mu? Laik hukuk devleti ilkesine inanıyor mu?

Yoksa geçmişte şunu dedi bunu dedi diye zehir hafiyecilik yapmak bir kitle partisinin işi ve işlevi değildir. Mehmet Bekaroğlu “kefere Kemal” dedi mi demedi mi? Kendisi “evet dedim ama kastettiğim Atatürk değildi” diyor. Yani açık ve net bir şekilde böylesi bir yanlış anlama olduysa özür dilerim diyor. Ama farz edinki geçmişte böyle bir söz ağzından çıkmış olsun. Bugün bunun özrünü diliyor mu? Atatürk’ü modern Türkiye’nin kurucu önderi ve doğal lideri olarak kabul ediyor mu? Laikliğe inandığını beyan ediyor mu? Ediyor. Daha ötesini kurcalamak kimin ne işine yarayacak?
Sabah söylediğini öğleden sonra yalanlayan bir iktidara karşı biz neden kendimizi yıpratmakla uğraşıyoruz?

Enerjisini kendi içinde parçalayıp bitiren bir parti nasıl iktidara koşar adım yürüyecek? Söyler misiniz.

Bir okuyucum yazmış “Gürkan Bey, cemaatçiler ve bölücüler ele geçirdi partiyi siz bari sesinizi çıkarın”

Kim acaba bu cemaatçiler diye merak ettim. Sordum. “Gürsel Tekin var görmüyor musunuz” dedi.

Dilemmaya bakar mısınız? Neredeyse son 10 yılına tanıklık ettiğim bir kişinin cemaatçi olduğunu tespit edip bir de Gürsel Tekin’i bana şikayet ediyor?

Hadi onu geçtim. Cemaatçiler doluştu dediği listeye bakıyorum. 
Yıllar önce “yılanın başı Pensilvanya’da” diyen ve başına gelmedik kalmayan Tuncay Özkan listede... 
Sadece Gülencilerin değil, tüm cemaatlerin hedefindeki isim Albay Dursun Çiçek listede...
Savcılık odası bizzat Fettullahçılar tarafından basılıp hapse atılan savcı İlhan Cihaner listede...
Mustafa Balbay listede...

Sembol oldukları için bu isimleri sayıyorum. Yoksa hem yönetimde hem de listelerde kendine ön sıralarda yer bulan cemaate karşı mücadele etmiş Atatürk’ün Cumhuriyetine yürekten inanan onlarca isim sayabilirim.

Bu listeye mi doluştu cemaatçiler? Hani neredeler?

Bence son parti meclisi ve önceki gün açıklanan kontenjan adaylarındaki seçim CHP yönetimi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ince eleyip sık dokuduklarını gösteriyor. Kapsayıcı ve kucaklayıcı bir liste yapmaya özen göstermişler. Mevcut siyasi yapıyı dikkate aldığınız vakit bundan daha iyisi sanırım çıkarılamazdı.

Sözün özü şudur.

Cumhuriyet Halk Partisi bir kitle partisidir. İçinde hemen her görüşten ve gelenekten gelen kişiler bulunabilir. Yeter ki o kişiler partinin kırmızı çizgilerine sadık kalsınlar, ideolojik-politik hattına adapte olsunlar. Değiştirmeye, yontmaya, delmeye, çalışmasınlar.

Kişiler üzerinden analizi değerlendirmeyi bir tarafa bırakalım. CHP’nin önünde çok önemli yapısal meseleler duruyor. Bunların başında ise iktidar olmak var. Artık neredeyse seçmen kitlesi tarafından hayal olarak görülmeye başlanan iktidar, oysa hiç de uzak değil. 8 Haziran sabahı olası bir koalisyon hükümetinin ucundan yakalayabilirler. Bunun için enerjisini mutlak olarak dışarıya yani iktidara yöneltmelidir.

Yoksa yarın öbür gün koalisyon ortaklığı sırasında bu ve benzeri tevziratlar daha da büyüyecek ve partiyi yıpratacaktır.

Not: İlerleyen yazılarda CHP’nin yapısal sorunlarına ilişkin tespitlerimi kaleme alacağım. Örneğin CHP, Kürt sorunu bağlamında Sosyal Demokrasiyi mi yoksa Ulus Devleti mi tercih edecek? Kemal Bey hangi yola girecek? Bunu irdeleyeceğim.

 

1014 kez okundu

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz hiç yorum yapılmamış...

YORUM GÖNDERİN

Adınız, Soyadınız


E-posta Adresiniz


Güvenlik Kodu
 
  Mesajınızı Girin